30 Nisan 2009 Perşembe

Yanda gördügünüz tablo 3.yurtun 5 tuvaletinden birine asılmış bulunan bir kagıt.Ne kadar komik geliyor de mi başta?Bende ilk gördügümde gülmüştüm.Hayır birde saçma olan bir şey var hatalı yapanları nasıl uyarabiliriz ki:D1tuvalete bir kişi giriyor dimi?yani sonuçta kimse kimsenin çişini nereye yaptıgını göremiyor.Zaten görülebilseydi böyle bir rezillik çıkmazdı ortaya.Aslında kime hak verecegimi bilmiyorum.120 kişinin 5 klozeti kullanmak zorunda kaldıgı,sabahları sıra bekleyecek yogunlukta oldugu ve beklenen sıranın sonucunda muazzam görüntülü tuvalete giren kat ögrencilerine mi;yoksa klozete işemek yerine yere yada çöp kutusuna işeme gb fantezileri bulunan,klozetin üstüne oturup insan gb tuvaletini yapmak yerine üstüne ayakları ile çıkıp bir kuş edasıyla işeyen insanlık mutasyonunu tamamlayamamış kişilerin bu görüntülerini temizleyen kat görevlilerine mi?Ben son derecede her ikisine de hak veriyorum.Suç insanları insanlıktan çıkaran böyle çılgınca düzenlenen düzensizlikten kaynaklanıyor.Ögrenci ne yapsın,görevli ne yapsın?Yapılabilecek çok şey yok sanıırm,evinizin ve alaturka tuvaletinizin kıymetini bilin :)

25 Nisan 2009 Cumartesi

klasik günüm.

Hava gene mükemmel sıcak.İki hafta sonraya kadar bu sıcaklıkta eriyebilirim ve buhar olup havaya karışırım diye korkuyorum.Şimdi her zaman ki gb üst ranzada olan yatagımda uzanmış kulagımda müzik,elimde pc gözüm arada dışarı kayıyor.Gelip geçen sevgililere,kankalara,kızları kesen erkeklere,üst yurtlardan bize bakmaya çalışan gözler takılıyo gözüme.O kadar çok şeye tanık oluyorum ki dışarı bakarken.Kimi bagıra bagıra tartışıyor,kimi bi onla bi onla aynı yerde aynı gün sevişiyo,kimi ise arabayı durdurup son ses müzikte halay çekiyo.Bide odada herkes gördüklerini digerine anlatıyor.Parçalar tamamlanıyor.Sonuç:aaa o çocuk ondan ayrılmış mı?öyle mi yapmış vay canına ama o kızdan olmazdı zaten gb yorumlar oluyor.güya okulda 20 bin ögrenci varmış ama ben hep aynı suratları görüyorum.Çogu arkadaşımla penceren muhabbet ediyorum.Gün içinde kesin görüyorum çünkü etrafa bakınırken.Çogu zamanda pencereye taşlar atılıyor.Bir gün küçücük odada birimizin kafasına gelecek.Hatta bir arkadaş taş yerine jelibon atıyordu pencereden:)Sevdigimden beni öyle çagırırdı.Bugun pek kimse yok kampüste haftasonu sebebi ile olsa gerek.
Bu boşluk içinde bugun ranzadan aşagı bile insem bana sosyal aktivite olacak gb duruyor.

24 Nisan 2009 Cuma

rüyalarıma girmiş 'ydu yorumsuz'

Ketçap,mayonez manyagıyımdır biraz ben.Hamburgeri yerken mayonezin içinden akıvermesi,pizzanın üstüne şekilli muhteşem sıkımlar,içinde ketçap olmadıgı halde şişe ileısrarla debinişlerim...Bi ara odada ıkı gunde bir bitiyordu neyse ki okul mekanlarından 'chicken,egitim sarayı,cafe'lerden bol bol yürütüyorduk küçük paketlerden.Bi gün gittim menü aldım adam 1ketçap 1 mayonez koymuş.'Ne bu ya agzıma mı sıkayım bunları 2'şer daha veriri miziniz?' dedim.Adam: 'Artık birer tanesinden sonrası ücretli' dedi.'Ne ne nee nasıl yani şimdi ben bunlarla mı yiyecegim menüyü,şaka mı bu,parayla ketçap mayonez mi satılır yau!'dedim.Vala 'yeni karar böle' dedi arkasını döndü adam.anlaşıldı ki artık dışarda yemek yiyemiyecem,en kötüsü de exstra ketçap-mayonezimizin olamayışıydı.ulen suat ne adamsın bunu da paralı yaptın,son darbe.İki gün sonra gördügüm rüya ise dramımı oldukca iyi yansıtıyordu :
Okulda bi yerde sadece patates aldmışım.Sıkacam ketcabımı mayonezimi afiyetle yiyecegim hayali ile.Ama ne görsem ki.Görevli tabaga ne ketçap ne mayonez koymuş.Masadan bi sinirle kalkıp istiyorum verdigi cevap:ücretli!!bense tam beş kez şunu bagıra bagıra tekrarladım:bak kardeşim bu ne?patates di mi?patates diyince aklına ketçap mayonez gelecek!ketçap mayonez diyince aklına patates gelecek!Ben bunları haykırırken herkez toplanıp ketçap-mayonez istiyoruz diye bagırıyor veee kadın dayanamayıp veriyor tüm kutuyu.Tabi rüyamdaydı bu.Ama nasıl mutlu oldum nasıl:) mutlu son işte böyle olur.Uyandıgımda neremin açıkta kaldıgını kontrol ettim.:)
rüyama kadar girmiş ya ertesi gün gördügüm rüyayı anlatsam ne düşünülür bilmiyorum.Bu konuda efkarlı oldugum bi günde onu yazacagım.

domates salatalıga duyulan özlem

Aslında buraya gelene kadar ikisine karşıda ilgim yoktu.Hatta annem kahvaltı da agzıma zorla sokardı.İlk burda anladım kıymetli olduklarını.
Geldigim ilk hafta domatesin kilosu 3 ytl idi,salatalıkta 2 idi sanırım alamadıgım için tam hatırlayamıyorum.Markete girdigimde,pazardan geçtigimde o kıymetini bilemedigim zamanlarda zorla yedirilen domatesleri şimdi nasıl yemek istiyordum.Gözüm sürekli manav bölümüne kayıp kıpkırmızı,olgun,hepsi aynı boyutta olan kasa kasa domateslerdeydi.Ah bi kilo alsam elimde ısıra ısıra,tuzlaya tuzlaya yesem suyunu akıta akıta dedim.Sonra aklıma domatesi sevmedigim geldi.Kendine gel tuby sırf pahalı diye o cazip gelmemeli!Sonuç olarak dayanamayıp aldım.Ha tabi o vakitten sonra günlük vazgeçilmezlerim oldular.Tabi bu arada ucuzladı biraz.Ne zaman bir lokantaya gitsek tabakta domates geldi mi yüzüm gülüyor ve hayatta tabak boş gitmiyor.Türkiye'ye gittigimde ise domates aşkım annemi hayrete düşürdü.Hatta bana bi gün ta oradan domates ve salatalık yolladı : )burada bide tek bir tane domates,bir salata,bir muz tarttırıp utanmadan almasını ögrendim.
Kıymet bilmesini ögrenmek için bu kadar uzaklaşmam mı gerekti?sanırım evet.
Kıbrısa geldigim ilk gün geldi şimdi aklıma.Unutulmayacak zamanlarımdandı;tek başıma bambaşka bi yerde,şaşkın ne yaptıgını bilmez halde.Biraz bahsedeyim ozaman.
Babam mersin limanının 3. kapısına kadar yanımdaydı geri kalanını kendim halletmeliydim çünkü kimligini unuttugu için gelemeyecekti.bu durum her ne kadar ikimizide buruk bıraksada babam güven ve cesaret aşılıyordu bana bende basite indirgeyip içini rahatlatmaya çalışıyordum,oysa daha tek başıma konya dışına bile çıkmamıştım.şimdi ise kıbrısa gidiyordum.Feribot yolculugum boyu aglayıp 2 saat sonunda ilk defa gördügüm girne limanına tek başıma inmiştim.Şiş gözlerimle etrafa baktım ve herkez yabancı,tuhaf geliyordu gözüme.Kafamda milyon çeşit soru işaretleri ellerimde,önümde,arkamda 3 gidiş dönüşle taşıyabilecegim bavullarımla ilerledim o dehşet,korkunç çıkış sırasına.Kıbrıs'ın ilk kazıgını yemek üzere taksiye bindim. 50 ytl şoku ile yurtun önüne atmıştı bile beni.O kadar hazırlıklı gelmiştim ki her ne kadar yaşayacagım yurt:sadece 20metre kare,oturacak rahat bi koltugu bile olmayan,beş tuvalet ve duşu 120 kişi kullandıgı gb tek bir mutfagı bulunan çalışabılmen için ortamının bile olmadıgı bi yer olsa bile o0o0o kendimize has yatak haa süpermiş olmuştu ilk tepkim:=)annemlere de anlata anlata bitirememiştim.
İlk geçirdigim şokların güzelliklerinden bahsedeyim birazda.Yemek yemek için dışarı çıktım.Trafik sagdan aktıgı için hep ters yöndeydi kafam,ama saga sola bakmama hiç gerek yoktu sanki çünkü o işlek cadde de hepsi durmuş geçmemi bekliyordu.Şok ifadeyle yola bakakalmıştım.Geçmeli miyim?Bu insanlar benle dalga mı geçiyor?Neden suratıma sabırla bakıyorlar?Bunları cevaplayamadan hızla geçtim karşıya.Daha 100m yürümeden arabanın biri dibimde burdu ve:'Nereye gidiyon bea gardaş bu sıcakta gel bırakam seni istedigin yere'dedi.Şaşkınlıkla anlam veremeyerek:'Yok teşekkür ederim'dedim.Oglan ısrarla:'Gel be gardaş bu sıcakta çekilmez hiç deyince ne be ne gelecem senle,kimsin ki senin arabana bineyim ben, bas git sinirimi bozma benm sapıık mısın nesin..!!Çocuk öylece suratıma bakıp anlaşılan sen yeni geldin deyip son gaz gitti.Bi süre olana sinirlenmiştim,tabı bir haftaya ögrendim ve anladım ki:burada en normal şeylerden biri otostop çekmekmiş:)tabi ulaşım sıkıntı olur burada herkez birbirini arabaya alırsa:D